Prostat Kanserinde TULSA ve Robotik Cerrahi Karşılaştırması
CAPTAIN çalışması, MRI kılavuzluğunda transüretral ultrason ablasyonunun prostat kanserinde cinsel fonksiyonları ve idrar tutabilmeyi nasıl koruduğunu gösteriyor.
Tıbbi uyarıPaylaşmadan önce okuyun
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; kişisel tıbbi tavsiye, tanı veya tedavi yerine geçmez. Tedavi kararları daima sizi tanıyan onkoloji ekibiyle birlikte alınmalıdır.
Editoryal politikamızı okuyun →Orta riskli lokalize prostat kanseri tedavisinde cerrahi müdahalenin yerini sarsabilecek önemli bir gelişme yaşandı. CAPTAIN deneyi (NCT05027477), yeni nesil minimal invaziv bir termal ablasyon yöntemi olan TULSA tedavisinin, geleneksel robotik prostatektomiye kıyasla erken dönemde iki kat daha fazla idrar tutabilme ve sertleşme fonksiyonu koruması sağladığını ortaya koydu. Londra'daki Avrupa Üroloji Derneği Kongresi'nde sunulan veriler, hasta konforunu ve yaşam kalitesini önceleyen yeni bir dönemin sinyallerini veriyor.

TULSA yöntemi prostat kanserini nasıl tedavi ediyor?
TULSA teknolojisi, prostatın içinden idrar kanalından dışarıya doğru yüksek frekanslı yönlendirilmiş ultrason dalgaları yayarak çalışır. Gerçek zamanlı manyetik rezonans görüntüleme veya diğer adıyla MRI termometrisi kullanılarak hedeflenen doku ısıtılır ve hücreler termal koagülasyon sınırlarına ulaştırılarak yok edilir. Bu sırada hastanın idrar kontrolünü ve cinsel fonksiyonlarını sağlayan çevre sinir demetleri aktif olarak soğutulup korunur.
Geleneksel açık veya robotik cerrahilerde tüm prostat bezinin tamamen çıkarılması gerekirken, bu yöntemde hassas ısı haritalaması sayesinde sadece hastalıklı doku hassasiyetle hedeflenir. Böylece işlem sırasında kanama neredeyse sıfıra indirilir ve hastalar sıklıkla aynı gün evlerine dönebilirler.
Bu çalışma hangi hastalar için umut vadediyor?
Araştırma, 45 ila 80 yaş arasındaki, yaşam beklentisi 10 yıldan uzun olan ve organla sınırlı orta riskli prostat kanseri teşhis edilmiş erkekleri kapsadı. Çalışmaya dahil edilen hastaların Gleason skorları 3+4 veya 4+3 seviyesinde olup, PSA değerleri 20 ng/mL sınırının altındaydı. Uzmanlar, bu kriterlerin uygun vakalarda cerrahiye mükemmel bir alternatif oluşturduğunu belirtiyor.
Özellikle büyük intraprostatik kireçlenmeleri olmayan ve tümör odağı üretradan 30 milimetreden daha uzakta yerleşmeyen hastalar bu tedavi için ideal adaylar arasında yer alıyor. Ancak ileri evre veya metastatik vakalarda bu minimal invaziv yaklaşımın kullanım alanı bulunmuyor.

Hastalar için yaşam kalitesi neden bu kadar farklı?
Ameliyat sonrası dönemdeki en büyük endişelerden biri idrar kaçırma ve cinsel fonksiyon kayıplarıdır. CAPTAIN çalışması verilerine göre, 6. ayda ped kullanmadan idrar tutabilme oranı TULSA kolunda yüzde 84 iken, robotik prostatektomi kolunda yüzde 49 olarak gerçekleşti. Benzer şekilde sertleşme fonksiyonunun geri kazanılması TULSA hastalarında yüzde 56, cerrahi hastalarında ise yüzde 47 oldu.
İdrar kontrolü ile cinsel fonksiyonların aynı anda korunduğu 'ikili başarı' oranı ise TULSA grubunda yüzde 50, robotik cerrahi grubunda ise yüzde 24 olarak ölçüldü. Bu durum, hastaların tedavi sonrasında günlük yaşamlarına çok daha hızlı ve daha az yan etkiyle dönebilmesini sağlıyor.
Tedavinin sınırlamaları nelerdir ve sırada ne var?
Her yeni teknolojide olduğu gibi TULSA tedavisinin de bazı anatomik ve teknik sınırları bulunmaktadır. Prostat hacminin belirli bir sınırın altında olması ve üretraya olan mesafe kriterleri her hastaya uygulanabilmesini engellemektedir. Ayrıca yöntemin gerektirdiği gerçek zamanlı MRI segmentasyonu ve termal planlama, multidisipliner bir uzmanlık gerektirir.
Altı aylık fonksiyonel veriler oldukça umut verici olsa da, 3 yıllık uzun vadeli onkolojik kontrol ve biyopsi sonuçları önümüzdeki dönemde netleşecektir. Bu verilerin de olumlu gelmesi durumunda, orta riskli prostat kanserinde standart bakım protokollerinin kökten değişmesi bekleniyor.
Kaynak: NCT05027477

