PREOPANC-2 Sonuçları: Pankreas Kanserinde Radyoterapi Gerekli mi?
PREOPANC-2 çalışması, rezeke edilebilir pankreas kanserinde ameliyat öncesi radyoterapinin sağkalım avantajı sağlamadığını ortaya koyuyor. İşte yeni tedavi standartları.
Tıbbi uyarıPaylaşmadan önce okuyun
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; kişisel tıbbi tavsiye, tanı veya tedavi yerine geçmez. Tedavi kararları daima sizi tanıyan onkoloji ekibiyle birlikte alınmalıdır.
Editoryal politikamızı okuyun →Pankreas duktal adenokarsinomu (PDAC) tedavisinde cerrahi öncesi uygulanan neoadjuvan stratejiler, uzun süredir klinik tartışmaların merkezinde yer alıyor. The Lancet Oncology dergisinde 2025 Eylül ayında yayımlanan PREOPANC-2 çalışması, ameliyat öncesi uygulanan yoğun kemoterapi ile kemoradyoterapinin etkinliğini karşılaştırarak bu alandaki önemli bir belirsizliği giderdi. Çalışma, 42,3 aylık medyan takip süresi sonunda her iki yaklaşımın da birbirine üstünlük sağlamadığını gösterdi.

Ameliyat öncesi radyoterapi gerçekten gerekli mi?
PREOPANC-2 çalışmasının en çarpıcı bulgusu, ameliyat öncesi radyoterapinin rutin kullanımının sağkalım üzerinde ek bir fayda sağlamadığıdır. Araştırmacılar, mFOLFIRINOX temelli yoğun kemoterapi ile gemisitabine dayalı kemoradyoterapiyi (CRT) kıyasladıklarında, genel sağkalım (OS) oranlarında anlamlı bir fark saptamadılar. FFX grubunda medyan OS 21,9 ay iken, CRT grubunda bu süre 21,3 ay olarak gerçekleşti (HR 0,88; p=0,32).
Bu veriler, radyoterapinin getirdiği ek yükün, özellikle cerrahi öncesi hazırlık sürecinde rutin olarak tercih edilmemesi gerektiğini düşündürmektedir. The Lancet Oncology00363-8/fulltext) verilerine göre, sistemik kemoterapi tek başına tümör kontrolü için yeterli bir omurga oluşturmaktadır.
Hangi tedavi yöntemi daha etkili?
Çalışma, iki farklı tedavi felsefesini karşı karşıya getirdi. Bir kolda yoğun sistemik kemoterapi (FFX) kullanılırken, diğer kolda tümörü yerel olarak kontrol etmeyi amaçlayan gemisitabine dayalı radyoterapi stratejisi izlendi. Ancak sonuçlar, radyoterapinin cerrahi sınır temizliği (R0 rezeksiyon) üzerindeki teorik faydasının, sistemik hastalığı kontrol altına almada FOLFIRINOX kadar etkili olmadığını gösterdi.

Yan etkiler ve hasta güvenliği açısından durum nedir?
Her iki tedavi yöntemi de ciddi yan etkilerle ilişkilidir, ancak bu yan etkilerin profilleri farklılık göstermektedir. 3. derece ve üzeri yan etkiler FFX grubunda %67, CRT grubunda ise %60 oranında görülmüştür (p=0,20). FFX grubunda daha sık görülen nötropeni ve ishal gibi durumlar, CRT grubunda yerini daha çok lökopeni ve nötropeniye bırakmıştır.
Önemli olan bir diğer nokta, cerrahi komplikasyon oranlarının benzer olmasıdır. Clavien-Dindo derecesi 3 ve üzeri olan majör komplikasyonlar her iki grupta da yaklaşık %27 civarında seyretmiştir. Bu da radyoterapinin eklenmesinin cerrahi riskleri artırmadığını, ancak sağkalım açısından da bir avantaj getirmediğini kanıtlamaktadır.
Bu sonuçlar günlük klinik pratiği nasıl etkileyecek?
PREOPANC-2 sonuçları, pankreas kanseri tedavi algoritmalarını basitleştirmektedir. Radyoterapinin rutin kullanımından vazgeçilmesi, hem hastaların tedavi süresini kısaltmakta hem de hastaneye bağımlılığı azaltmaktadır. Artık hekimler, rezeke edilebilir veya sınırda rezeke edilebilir PDAC hastalarında, sistemik kemoterapiyi (özellikle FOLFIRINOX) birincil neoadjuvan seçenek olarak güvenle tercih edebilirler.
Gelecekte bizi neler bekliyor?
Bu çalışma, 'herkese uyan tek tedavi' anlayışından, biyolojiye dayalı ve yanıt adaptif stratejilere geçiş sürecinin bir parçasıdır. NCT02839343 kapsamında yürütülen bu araştırma, radyoterapinin rutin kullanımını sorgularken, diğer yandan CASSANDRA gibi yeni çalışmalar daha güçlü kemoterapi kombinasyonlarını ve hedefe yönelik tedavileri araştırmaya devam etmektedir.
Kaynak: The Lancet Oncology · doi:10.1016/S1470-2045(25)00363-800363-8/fulltext)


