Pankreas Kanserinde Neoadjuvan Tedavi: FOLFIRINOX ve KRT Karşılaştırması
PREOPANC-2 çalışması, rezeke edilebilir pankreas kanserinde FOLFIRINOX ile kemoradyoterapiyi karşılaştırarak tedavi stratejilerinde yeni bir perspektif sunuyor.
Tıbbi uyarıPaylaşmadan önce okuyun
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır; kişisel tıbbi tavsiye, tanı veya tedavi yerine geçmez. Tedavi kararları daima sizi tanıyan onkoloji ekibiyle birlikte alınmalıdır.
Editoryal politikamızı okuyun →Pankreas duktal adenokarsinomu (PDAC) yönetiminde neoadjuvan tedavi stratejileri, cerrahi öncesi hastalığı kontrol altına alma ve R0 rezeksiyon oranlarını artırma hedefiyle evrim geçirmeye devam ediyor. 2025 yılında Lancet Oncology dergisinde yayımlanan PREOPANC-2 çalışması, rezeke edilebilir ve sınırda rezeke edilebilir pankreas kanserinde kemoradyoterapinin (KRT) neoadjuvan kemoterapiye eklenmesinin gerekliliğini sorgulayan en kapsamlı faz 3 verilerini sundu. Bu çalışma, yoğun kemoterapi rejimleri ile radyoterapi içeren yaklaşımlar arasındaki klinik dengeyi anlamak adına kritik bir dönüm noktası oluşturuyor.

Geleneksel Yaklaşımdan Modern Rejimlere Geçiş
Geçmişte pankreas kanseri tedavisinde cerrahi öncesi radyoterapi kullanımı, lokal kontrolü sağlamak amacıyla standart bir yaklaşım olarak kabul ediliyordu. Ancak, sistemik tedavilerin gücünün artmasıyla birlikte, özellikle FOLFIRINOX gibi çok ajanlı kemoterapi rejimlerinin cerrahi öncesi kullanımı, mikrometastatik hastalık üzerindeki etkisi nedeniyle ön plana çıktı. PREOPANC-2 çalışması, bu iki farklı yaklaşımı doğrudan karşılaştırarak, hangisinin hastalar için daha sürdürülebilir bir yaşam süresi sağladığını belirlemeyi amaçladı.
FOLFIRINOX ve Kemoradyoterapi: Kafa Kafaya Veriler
Çalışma, 375 hastayı 1:1 oranında randomize ederek FOLFIRINOX kolu ile gemcitabine bazlı KRT kolunu karşılaştırdı. Elde edilen sonuçlar, genel sağkalım (OS) açısından iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığını ortaya koydu. FOLFIRINOX kolunda medyan OS 21,9 ay iken, KRT kolunda bu değer 21,3 ay olarak kaydedildi (HR 0,93; P = 0,64). Bu veriler, daha yoğun bir kemoterapi rejiminin, radyoterapi ile desteklenmiş daha hafif bir rejime karşı belirgin bir sağkalım avantajı sağlamadığını gösteriyor Lancet Oncology (2025)00363-8).

Yan Etki Profili ve Klinik Uygulanabilirlik
Tedavi süreçlerindeki toksisite profilleri, seçilecek rejimin belirlenmesinde önemli bir faktördür. FOLFIRINOX grubu, %23 oranında grade 3 ishal ve %6 oranında febril nötropeni ile daha yüksek bir yan etki yükü sergilerken, KRT grubu daha yönetilebilir bir profil çizdi. Her iki grupta da tedaviye bağlı ölüm oranları %1 düzeyinde kalarak benzer bir güvenlik profili sergiledi. Bu bulgular, klinisyenlerin hastanın genel durumuna göre tedavi seçimi yapma esnekliğine sahip olduğunu kanıtlıyor.
Tedavi Seçiminde Belirsizlikler ve Gelecek Stratejileri
PREOPANC-2 çalışması, modern onkolojide "tek boyut herkese uyar" yaklaşımının geçerliliğini yitirdiğini gösteren bir örnek niteliğindedir. Çalışmanın sınırlamaları arasında, KRT kolunda kullanılan tek ajanlı gemcitabine tedavisinin güncel standartların gerisinde kalması ve FOLFIRINOX kolunda adjuvan tedavinin eksikliği yer almaktadır. Günümüzde ALLIANCE A021806 (NCT04340141) gibi devam eden çalışmalar, perioperatif tedavilerin rolünü daha net bir şekilde tanımlamaya odaklanmaktadır. Pankreas kanseri yönetimi, anatomik evrelemeden biyolojik yanıt odaklı yaklaşımlara doğru hızla ilerlemektedir.
Kaynak: Lancet Oncology · doi:10.1016/S1470-2045(25)00363-800363-8)


